beşiktaş

İstanbul’un, sur dışındaki en eski semtlerinden biridir. İstanbul Boğazı’nın Rumeli yakasında, Tophane ile Ortaköy’ün arasındadır. Batı’da Şişli, güneyde Beyoğlu, kuzeyde Sarıyer ile komşudur.
1930 yılına kadar Beyoğlu’na bağlı bir nahiye olan Beşiktaş’ın yüzölçümü 11.000 kilometrekaredir.
Beşiktaş’ın eski ve

yeni sâkinleri arasında yaygın olan ve yazılı kaynaklara da geçmiş bulunan teze göre Beşiktaş adının aslı Beştaş’dır. Bu da Barbaros Hayreddin Paşa’nın gemilerini bağlamak için kıyıya diktirdiği beş taş sütundan gelir. Beştaş adı zamanla Beşiktaş’a dönüşmüştür.Beşiktaş ilçesi, 23 mahalleden oluşmaktadır. Bu mahalleler, Abbasağa, Akatlar, Arnavutköy, Balmumcu, Bebek, Cihannüma, Dikilitaş, Etiler, Gayrettepe, Konaklar, Kuruçeşme, Kültür, Levazım, Levent, Mecidiye, Ortaköy, Muradiye, Nispetiye, Sinanpaşa, Türkali, Ulus, Vişnezade ve Yıldız mahalleleridir.
Beşiktaş, Bizans döneminde Boğaziçi kıyılarındaki en belli başlı yerleşim merkeziydi. Bizans döneminde (4. yy-15. yy) günümüzün Beşiktaş’ının kıyıları şu üç önemli yapıyla tanınırdı: “Auaplus”ta (akıntıya karşı) buluııan Ayios Mihael Kilisesi, imparatorların yazlık ikametgâhı olan Ayios Mamas’ı saray kompleksi ve Fokas Manastırı. Bunları dan Ayios Mihael Kilisesi Konstantinopoilis’in kurucusu olan I. Constantinus (305-337) döneminde inşa edilmişti ve Hıristiyan hacıların ziyaret ettiği çok ünlü bir hac merkeziydi.
Beşiktaş bir yerleşim yeri kimliğini Osmanlı döneminde kazanmıştır. Bizans dönemi boyunca Boğaziçi özellikle Karadeniz’den gelen yağmacıların akınlarına uğramış, bunların yarattığı tahribat ve saldıkları korku surdışı yerleşmelerin gelişmesini engellemiştir. Beşiktaş’ın Osmanlı döneminde bir yerleşim yeri kimliği kazanması Karadeniz’in geniş ölçüde Osmanlı Devleti’nin denetimi altına girmesi sâyesinde olmuştur.
Özellikle Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa’nın ilgisi dolayısıyla bilhassa denizcilik açısından büyük önem kazanmıştır. Barbaros Hayreddin, İstanbul’da olduğu zamanlarda Beşiktaş’ta bir yalıda ikamet etmiş, burada bir cami, bir medrese bir de sübyan mektebi inşa ettirmiştir. Barbaros, vefatından sonra buraya defnedilmiştir.

Beşiktaş’ın Tarihi Semtleri:

Arnavutköy: Bebek’le Kuruçeşme arasında yer alır. İlkçağda adı Hestai idi. Bizans döneminde Promotu ve Anaplus olarak da bilinirdi. Boğaziçi’ndeki önemli ibadet yerlerinden biri olan Ayios Mihael Kilisesi buradaydı. Konstantinos tarafından yaptırıldığı söylenen bu kilisede Başmelek Mihael’in mozaik bir ikonası saklanıyordu. Arnavutköy adını hangi nedenle ve ne zaman aldığı kesinlikle bilinmemektedir. Bir rivayete göre, II. Mehmed (Fatih) Arnavutluk’a egemen olmasından sonra yöreden getirilen Arnavutları bu semte yerleştirmiştir.

Aşiyan: Bebek ile Rumelihisarı arasında, bugün aynı isimle anılan mezarlık sırtlarında bulunan semt. Sahilden denizin içine uzanan dil, Boğaz’ı çok daralttığı için buraya Yunanca Lomekopi, Türkçe olarak da Boğazkesen denilmişti. Semt bugünkü adını şair Tevfik Fikret’in bu mahalledeki evinden almaktadır. Farsça bir sözcük olan “âşiyan”ın anlamı “kuş yuvası”dır.

Balmumcu: Barbaros Bulvarı üzerinde Yıldız’la Zincirlikuyu kavşağı arasında kurulu mahalle. Bugünkü Balmumcu Mahallesi’nin bulunduğu yerde II. Mahmud döneminde (1808-1839) aynı adla anılan bir çiftlik bulunuyordu. Balmumcu Kasrı denilen köşk daha sonra Abdülaziz döneminde yapılmıştı.

Bebek: Osmanlı döneminde Bebek’e ve Bebek adının kökenine ait ilk bilgiler İstanbul’un fethinin hemen öncesine gider. II. Mehmed’in (Fatih) Rumeli Hisarı’nın yapımı ve kuşatma sırasında asayişi sağlamak üzere buraya Bebek Çelebi adlı veya lakaplı bir bölükbaşı tayin ettiğini; Bebek Çelebi’nin semtte bir köşk ve bir bahçe kurduğunu, ölümünden sonra semtin onun adıyla anıldığını yazmaktadır. 18. yy sonundan 19. yy ortalarına kadar olan dönemi kapsayan Bostancıbaşı Defterleri’nden, Arnavutköy iskelesinden Rumelihisarı’na uzanan bu sahilde, şeyhülislam, Rumeli kazaskeri, reisülküttab, hekimbaşı gibi devlet ricalinin, birkaç nesil aynı ailenin elinde kalmış ya da kalacak olan 40 kadar sahilsaray ile bahçelerinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

Kuruçeşme: Ortaköy’den Defterdarburnu ile; Arnavutköy’den Sarrafburnu ve Çorlulu Ali Paşa Yalısı (bugünkü Robert Lisesi girişi) ile ayrılan sahil boyunca ve arkasındaki sarp kayalık tepelerde yer alır. Semt sakinleri, koruları ve bol akar suları yüzünden, eski isminin Koruçeşme olduğunu iddia ederler. Tarih boyunca yeşil koruları ile anılan Kuruçeşme gravürlerde de böylece resmedilmiştir. Başvekâlet arşivinde Asâkir-i Mansure teşkilatı zamanında sayıları 28 olarak tespit edilen bahçeler arasında adı sayılmaktadır. Sultanlara ve zamanın yüksek rütbeli kişilerine ait olan sahilhane ve köşk bahçelerine çok önem verilmiş, hatta zaman zaman Avrupa’dan bahçıvanlar getirtilerek bahçeler düzenletilmiştir.

Ortaköy: Ortaköy’ün tarihinden gelen en önemli özelliği farklı kültürlerden Türk, Rum, Ermeni ve Yahudi topluluklarının ve farklı inançların bir arada dostluk içinde yaşamasıdır ve bu özellik günümüze kadar gelmiştir. Ortaköy’e bugünkü çehre ve özelliğini kazandıran, iskelenin arkasındaki Ortaköy Meydanı’nın en belirgin ve egemen mimari öğesi Ortaköy Camii’dir. Mehmed Ağa tarafından 18. yy’ın başlarında yaptırılan cami, Abdülmecid tarafından tamamen yıktırılarak denize uzanan rıhtım üzerine 1854-1856 yıllarında Mimar Nigoğos Balyan’a yeniden yaptırılmıştır. Ortaköy Meydan ve çevresi, sanat atölyeleri, kahveler, bar ve lokantalar, pazar günleri açılan elişi, antika ve sanat pazarıyla, gece gündüz canlı bir buluşma merkezidir.

Yıldız: Yıldız’ın sınırlarını kuzeyde Barbaros Bulvarı’ndan ayrılan Beşiktaş-Boğaziçi Köprüsü bağlantı yolu ve aynı noktadan ayrılarak güneydoğuya yönelen Palanga Caddesi, kuzeybatıda Emirhan Caddesi, batıda Ihlamur ve Dikilitaş semtleri, doğuda Yıldız Parkı, güneybatıda Abbasağa Mahallesi, güneyde Serencebey Yokuşu ve güneydoğuda Çırağan semtleriyle çizmek olanaklıdır. Bu sınırlar içinde Yıldız Sarayı ve Yıldız Parkı en geniş yeri tutar. Yerleşme bölgesi Barbaros Bulvarı’nın batısında kalan Ihlamur-Yıldız Caddesi ve Yıldız Posta Caddesi çevresidir. Güneyde, ayrı küçük bir semt olarak bilinen Serencebey Yokuşu çevresini de semtin geniş sınırları içinde saymak mümkündür. Saray ve semt bu bölgedeki tepelerden Beşiktaş ve Ortaköy’e doğru inen, tümüyle koruluk yamaçlar üzerinde kurulmuştur.


Bayrampaşa

Etiketler: ,

İstanbul’un Avrupa yakasındadır. Doğusunda Eyüp, batısında Esenler-Güngören, kuzeydoğusunda Gaziosmanpaşa, Güneyinde Zeytinburnu ilçeleri ile sınırlı ve komşudur. Yüzölçümü 9 milyon 500 bin metrekaredir.
Bayrampaşa’nın nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 246.646 civarındadır. Ancak ilçemizdeki nüfus, iş günlerinde 750.000′in üzerine çıkmaktadır. Bayrampaşa’da 11 mahalle bulunmaktadır.

1927 yılında Bulgaristan’ın Filibe şehrinden gelen bir-iki göçmen ailesi Bayrampaşa’nın temelini atmıştır. Halen mevcut olan belediye binası’nın arkasına düşen Numune Bağları mevkiine yerleşerek, bağcılık ve hayvancılıkla uğraşmışlar. Bundan ötürü beldeye Sağmalcılar ismi verilmiştir. Buradaki büyük toprakların çok kişi tarafından alınıp ucuza gelmesini sağlamak amacıyla, Bulgaristan’daki diğer akrabalarını getirmeleri nüfus artışına sebep olmuştur. 1943 yılında ilkdefa muhtarlık seçimleri yapılan Bayrampaşa’da, 1952 yılında Vatan Mahallesinde oturan göçmenlerin meydana getirdiği 26 hanelik bir yerleşim mevcuttu.

1950 sonrasında İstanbul’da başlayan imar faliyetleri, endüstrileşme, arsa fiyatlarının yükselmiş olması, gecekonduların yıkımı gibi nedenlerle çevrede (kırsal yerleşmede) konut arsası talebi başlamıştır.

Bayrampaşa bu kırsal özelliğini, İstanbul’da Aksaray mevkiinde Vatan-Millet Caddeleri’nde 1955′ten sonra yapımına başlanan istimlakla ve İstanbul Belediyesi’nin beldeyi sanayi bölgesi olarak tespit etmesi ve düzlüğü sebebiyle küçük atölye sahiplerinin burayı tercih etmeleriyle kaybetmiş, bu tarihlerde büyük bir nüfus patlaması olmuştur.

1955′ten önce maltepe civarında mevcut olan 3-4 adet fabrika, yeni açılanlarla birlikte, beldede bir işçi muhitinin oluşmasını sağlamıştır.İskan alanları merkezden Terazitepe, Altıntepesi ve İsmetpaşa Mahalleleri’ne kaymaya başlamıştır. Bayrampaşa halkının %40′ını temsil eden göçmenler, genellikle Yıldırım, Vatan ve Terazidere Mahalleleri’nde ikamet etmektedir.

1960 yılında ikinci bir nüfus patlaması olmuştur. Beldenin %30-35′ini teşkil eden Trakya, Karadeniz, Anadolu ve Ortaanadolu halkının yanı sıra, Yugoslavya’dan gelen göçmenlerin yarattığı yeni konut gelişimi, mevcut dokunun dolması ve daha sonrada Murat-Kartaltepe-Yıldırım mahalleleri’nin oluşmasıyla kendilerini göstermiştir.

1963′te Belediye teşkilatı kurulan Sağmalcılar’ın adı 1978′de Bayrampaşa olarak değiştirildi.

İlçeye ulaşım belediye otobüsü, minibüs ve metro ile sağlanır. Otogar ve sebze hali ilçemiz sınırları içerisindedir. Bayrampaşa Kapalı Cezaevi ilçemiz sınırları içerisindedir. Buda ilçemiz için ayrıca bir sorun teşkil etmektedir. İlçemizde 49 park bulunmaktadır. Kişi başına düşen yeşil alan miktarı ise 1.5 metre karedir. yapılan yeni planlar Büyük Şehir Belediyesi tarafından kabul edilirse, yeşile açılan alanlarla, kişi başına düşecek yeşil alan miktarı 7 metre kare olacaktır.

Bayram Paşa: IV Murad devri sadrazamlarından (İstanbul-Bilecik Urfa 1638). Gençliğinde Yeniçeri Ocağı’na girdi. İlerleyerek Ocak Ayalığı yaptı, sonra kul kethüdası ve 1623′te vezirlikle Mısır Valisi tayin edildi. Fakat daha evvel 1623′te IV Murad’ın kız kardeşi Hanzade ile evlendirilmişti. Mısır’dan İstanbul’a geldiğinde kubbe altı vezirlerine katıldı. Bir aralıkta Sadaret Kaymakamlığı yaptı. Şubat 1636′da sadrazam tayin edildi. IV. Murat ile Bağdat seferine giderken Urfa’ya yakın Colb mevkiinde hastalanarak öldü. (Eylül 1638) Cenazesi İstanbul’a getirilip Avrat Pazarı’ndaki (Cerrahpaşa Mevkii) türbesine defnedildi. Türbesine bitişik tekkesiyle sebili, mektebi, Kayseri’de mevlevihanesi, Amasya’da diğer bazı hayır eserleri vardır. İlçemize adı 1978 yılında verildi.

Sadrazam Mustafa Paşa Meydan Çeşmesi: (1166/1752) Edirnekapı-Rami arası Topçular Camii ilerisindedir. Sadrazam Bahir Mustafa paşa yaptırmıştır. Beş beyitlik kitabesinin tarihi mısraları şunlardır: “Nazife Nutketti hame Tarihi vasfın tamamı Sadrı-Ali Mustafa Paşa’nın ayn-ü Cudi bu” Çeşmenin H.1304(M.1886) de tamir edildiğini gösteriyor ayrı bir kitabecikte vardır.

Ferhatpaşa Çeşmesi: Mimari özelliklerine ve üslubuna bakıldığında takribi olarak; miladi 1850-1870 yılları arasında, Rodos taşından kesme taş işçiliğiyle Rokoko üslubunun güzel bir örneği olarak inşa edildiği anlaşılmaktadır.


Bakırköy

Etiketler: ,

İstanbul’un eski semtlerinden biri olan Bakırköy,

Avrupa yakasında, Marmara Denizi’nin kuzeydoğu sahilindedir. kuzeyindeki E-5 Karayolu sınırı olup, Güngören ve Bahçelievler ilçeleri; güneyinde Marmara Denizi, doğusunda Çırpıcı deresi sınır olup, Zeytinburnu ilçesi, batısında ve kuzey-batısında ise Küçükçekmece ilçesi bulunmaktadır. Bu sınırlar içerisinde Bakırköy ilçesi 35 km² alana kuruludur. Bahçelievler, Güngören ve Bağcılar ilçeleri 1992 yılında Bakırköy’den ayrılarak ilçe olmuşlardır. 1957’ye kadar Zeytinburnu, 1989’a kadar Küçükçekmece ve Avcılar ilçeleri, Bakırköy’e bağlıydı.
İstanbul’un eski ilçelerinden olan Bakırköy, Osmaniye, Kartaltepe, Zuhuratbaba, Zeytinlik, Cevizlik, Sakızağacı ve Yenimahalle mahallelerinden oluşur.Bakırköy, antik çağlarda, Bizans’ı Avrupa’ya bağlayan ana yol üzerinde kurulmuş bir şehirdi. Hebdemon adıyla tanınan bu şehir, daha sonra Balkan kavimlerinin, Haçlıların ve Latinlerin istilalarını yaşadı.
Osmanlı döneminde Rum, Türk ve Ermenilerden oluşan renkli bir nüfus yapısına sahip olan Bakırköy’ün adı, Bakırköy zamanla Jeptimun, Makrohori, Makriköy, 1925′ te ulusal sınırlar içindeki yabancı kaynaklı adların değiştirilmesi sırasında, adı Bakırköy olarak belirlendi. İlçe sınırları içinde bulunan Yeşilköy (Ayestefanos) 1877-78′ de Rus işgaline uğramış (3 Mart 1878)”de  Ayestefanos Antlaşması da burada imzalanmıştır. II. Abdülhamit döneminde gelişen ve köşklerle donanan Makriköy, 19. yüzyıl sonlarından beri İstanbul”un bir ilçesi durumundaydı.

Bakırköy’ün yayıldığı plato, düz ve hafif dalgalı bir yüzey oluşturup, aşınımla önemli ölçüde taşınmıştır. Plato, aşınma oluklarıyla birkaç bölüme ayrılmış olmasına rağmen, vadi oluşumları son derece önemsizdir. İlçenin Marmara Denizi’ne olan kıyıları, fazla engebeli değildir. Genel görünüm, geniş koylar ve burunlar şeklindedir. Çırpıcı, Çavuşpaşa ve Uzundere”nin aktığı kıyı alanları, alüvyonlara dolmuştur.
Sakızağacı ve Bakırköy burnunda ise dalgaların etkisiyle aşınan felezler ve bunların önünde aşınma düzlükleri görülür. Bakırköy’ün Marmara Denizi”ne olan kıyıları, Florya kıyıları dışında, geniş bir yerleşme alanının kıyısı durumuna dönüşmüştür.

Tarihi gelişmesi içinde, Antik Çağ’ dan günümüze çeşitli tarihi eser bırakan Bakırköy”ün önemli tarihi eserleri olarak, Bizans döneminden kalma Fildamı (Fildamı Sarnıcı), 17. yüzyıl Osmanlı mimarisini yansıtan Baruthane, aynı dönemde yapılan, ancak 1875”de Sultan Abdülaziz tarafından yeniden inşa edilen Çarşı Camii ve Çeşmesi, aynı dönemde yaptırıldığı sanılan Şifa Hamamı, 19. yüzyılda yaptırılan Bez Fabrikası (Bakırköy Pamuklu Sanayi Müessesesi), Yeşilköy yalıları, Bakırköy evleri, kiliseler, köşkler, Florya Deniz Köşkü sayılabilir.

Florya, Yeşilköy, Yeşilyurt ve Ataköy Plajları, kıyı kahveleri gezinti yerleri ile yöre hakkında hizmet veren Florya’nın önemli bir yeri vardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu büyük önder Atatürk’ün buyruğu ile kurulmuş Atatürk Ormanı doğal güzelliğinin yanında önemli oksijen kaynağıdır.

Hava, Kara, Deniz ulaşımı açısından Türkiyenin en zengin ulaşımına sahip Bakırköy, Uluslararası Havacılık alanında faaliyet gösteren Atatürk Havalimanı ile büyük bir turizm potansiyeline sahiptir.


Bahçeli Evler

İstanbul’un Avrupa yakasındadır. Güneyden Bakırköy’e, batıdan Küçükçekmece’ye, kuzeyden Bağcılar’a ve doğudan Güngören’e komşudur. 1992 yılında Bakırköy’den ayrılarak ilçe olmuştur. Yüzölçümü 16.7 kilometrekaredir.

Bahçelievler İlçesi, Cumhuriyet, Çobançeşme, Fevziçakmak ve Hürriyet mahallelerinin Yenibosna bölgeleri, Kocasinan, Siyavuşpaşa, Soğanlı, Şirinevler, Yenibosna, Zafer ve Bahçelievler olmak üzere 11 mahalleden oluşmaktadır. Bahçelievler’e bağlı bucak ve köy yoktur. 1950’li yıllara kadar bugün Bahçelievler ilçesinin bulunduğu bölgede Kocasinan ve Yenibosna köyleri vardı. Bahçelievler’in bulunduğu kesim, Bakırköy’ün O-1 karayolunun (eski E-5) kuzeyine doğru büyümesiyle oluşmuştur. Bahçelievler’in nüfusu da, komşu ilçelerinin nüfusu gibi, 60’lı yıllardan itibaren çok hızlı bir artış gösterdi. 1960 yılında 8.500 olan nüfus, 5 yıl sonra 1965 yılında 20.881’e çıktı. 1975 yılında ise Bahçelievler’in nüfusu 100 bini aşıyordu.

Tarihi ve Kültürel Zenginlikleri:

Havuzlu Köşk (Siyavuşpaşa Kasrı): Havuzlu Köşk (Çavuş Başı) Milli Egemenlik Parkının içinde bulunmaktadır. Yapılan ek ve değişikliklere karşın, köşkün genel görünüşü 16. Yüzyıl Osmanlı sivil mimarlığının tüm özelliklerini yansıtmaktadır. Günümüzde çocuk kitaplığı olarak değerlendirilmektedir. Adını 16. Yüzyılda Sultan III. Mehmet zamanında iki defa sadrazamlık yapmış olan Siyavuşpaşa‘dan almıştır.

Çobançeşme Köprüsü: Londra Asfaltı’nın Atatürk Hava Limanı Kavşağında

yer alır Altı kemerli 38 metre uzunluğunda yontma taşlardan yapılmıştır. Doğu Roma İmparatorluğu dönemine ait bu köprü, suyu bol Ayamama Deresi üzerine kurulmuş iken şimdi suları çekilmiş kuru bir dere yatağı üzerinde durmaktadır.

Viran Saray (Viran Bosna): Yenibosna Merkez Mahallesinde Yenibosna İlköğretim Okulu’nun güneybatısında yer almaktadır. Şu anda tamamen viran olmuş, sarayın kalıntıları vardır. Yapılan incelemede Osmanlı Dönemine ait olan saray, bugünkü Yugoslavya’da bulunan Bosna kentinden ismini almıştır. Önceleri Saray Bosna iken saldırı sonucu yıkıldıktan sonra Viran Bosna adını almıştır.


Bağcılar

Yerleşimi çok eski dönemlere uzanan Bağcılar Belediyesi; Bakırköy ilçesine bağlı Bağcılar; Mahmutbey, Kirazlı ve Güneşli semtlerinin birleştirilmesi ve 1992 yılında Bakırköy’ den ayrılarak 3806 sayılı yasa ile kurulmuştur.
Yönetsel yapısı itibarıyla bilinen en eski İstanbul yerleşimlerinden Mahmutbey Nahiyesi 11 köyü barındırmaktaydı. İstanbul Belediyesi İstatistik Müdürlüğünce yayınlanan İstanbul Şehri İstatistik Yıllığı 1930 -1931 adlı yayında Mahmutbey Nahiyesi şöyle verilmektedir. Avas köyü, Ayapa Köyü, Ayayorgi Köyü, Çıftıburgaz Köyü, Vidos Köyü ve Yenibosna Köyü. Bunlardan Ayapa, Kirazlı, Litros Esenler, Vidos Güngören, Ayayorgi Kayabaşı Nifos Kocasinan ve Çıftıburgaz ise Bağcılar olarak günümüzün yerleşimlerini oluşturmaktadır. Bu yerleşimlerin bilinen tarihi geçmişleri yoktur. Günümüzde Bağcılar ilçesini oluşturan zeminde tarihi esere pek rastlanmamaktadır. Cumhuriyet döneminde Balkanlardan göçen Türklerin yerleştirildiği bu bölgeler yapılarıyla birlikte isimlerini de Türkleştirmişlerdir.


Avcılar

İstanbul’un Batısında, Marmara Denizi sahilinde, İstanbul merkezine 27 kilometre uzaklıktadır. Doğusunda Küçükçekmece gölü ve Küçükçekmece İlçesi, batısında Yakuplu ve Esenyurt beldeleri, kuzeyinde Bahçeşehir beldesi ve yine Küçükçekmece İlçesi; güneyinde ise Marmara denizi ile çevrelenmiş ve yaklaşık 3.600 hektar yani 36 milyon m2′lik bir yüzölçümüne sahiptir. TEM otoyolu ile E-5 (d-100) karayolu ilçe sınırları içinden geçmekte ve ilçeyi adeta üç parçaya bölmektedir.